university of wroclaw etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
university of wroclaw etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2011 Cumartesi

Wroclaw'dan Merhaba

Wroclaw'dan merhaba...

Biraz geç kaldım yazmakta pardın ama burda günleriniz öyle hareketli geçiyor ki internete pek zaman kalmıyor doğrusu.

Geçtiğimiz salı geldim. Havayolu şirketinin yaptığı bir hata yüzünden biletim ilerki bir tarihe ertelendi ve business class'la gönderildim.

Geç gideceğim için üzülüyordum ama burda hiçbirşeye geç kalmış sayılmıyorsunuz. Herşey hergün yeni başlıyor sanki.

Şehir çok güzel, çok düzenli ve çok temiz. Ama yine de... istanbulum, istanbulum derim.

Nehir manzarası harika. Eski mimarileri gayet hoş...yenisinden pek çakmıyolar.

Erasmus öğrencileri dışında ingilizce bilen yok demicem. Var ama maalesef konuşmuyorlar. Polonyalı genç nüfusun az bir kısmı yeniliklere açık. Geri kalanı tüm yetişkinler ve yaşlılar gibi, soğuk-yabani. Yabancılarla pek fazla muhattap olmaktan hoşlanmıyorlar.

Geçici yurt binamız XX Latka, Pasaj Grunwaldzki adlı alışveriş merkezinin hemen karşısında. Dolayısıyla genelde günde yediğimiz tek öğünümüz de ya burada, ya da yurdun her katta birer tane bulunan ortak mutfaklarında geçiyor.

1 öğün diyorum çünkü ne yemek yemek için çok fazla vaktiniz oluyor ne de burdaki yemekleri sevecek bir damak zevkiniz.

Gerçekten lezzetli birşeyler bulmak kolay değil. Ama yok da değil. Özellikle Pracoffnia yakınlarında çok iyi pizzacı ve makarnacılar var. Yanlarından geçerken koku sizi şiddetle içeri davet ediyor.

Hava şu an çok çok sıcak. Geldiğimden beri sürekli yağmurlu ve buz gibiydi. Hep öyle gider sanıyordum ama bugün gerçekten bizim pastırma yazı dediğimiz sıcak var burda.

Öğrencilerden sözedecek olursakkk...

Amman İspanyollara dikkat...İspanyollar kötüüü, kolla götüüü durumu.
Şaka bi yana...çok iyiler, tatlılar, eğlenceliler; gerçekten canayakınlar, bizim gibi her duruma kolay ayak uyduran, kolay iletişim kurulabilen insanlar. Ama bu bir o kadar da yavşak olabilecekleri gerçeğini de değiştirmiyor.

Almanlar ve Polonyalılar daha soğuk, daha mesafeli...belki biraz içten pazarlıklılar. Size A derken, iki dakika sonra onları rahatlıkla B yaparken yakalayabilirsiniz.

Fransızlar,İtalyanlar ve geri kalanları son derece standartlar. Gereksiz yakınlıkları ya da soğuklukları yok. Genelde her hareketlerinin mantıklı bir sebebi oluyor.

Bu genel infodan sonra, özele de inmek niyetindeyim.

See you soon!

30 Ağustos 2011 Salı

Sözlü Mülakat


Yazılı olanı kafadan geç zaten...yıllardır bildiğin proficiency.

Hoş onu geçemeyenler de var ya neyse :S

Sözlü mülakatsa; giren hocaya göre sıkıntı olabiliyor.

Ben çok şansa geçtim. 

Final kağıdımı sınav sonrasında gözlerimin önünde okuyup, notlayıp 60 aldığım halde, sırf arıza çıkarmak için notumu sisteme F olarak giren bi hocam vardı zamanında.

Sebep : şu önceki yazımda bahsi geçen çok mübarek eski sevgilimi terketmiş olmam.

Benden uçanla kaçan kurtulmaz. Ne yapıp edip hakkımı alırım. Not işini hallettim; biraz kanlı olsa da... dersten de kurtuldum, hocadan da...

Mülakat günü gelip çattığındaysa beni pek nahoş bir sürpriz bekliyordu.

"Mülakat 505 nolu sınıftaymış." dedi Jasmin.

"Bizim fakültede 505 diye bi sınıf yokki!?"

*****************************************************************

505 nolu gizemli sınıf, meğer sınıf değil pek değerli hocamın odasının numarasıymış.

Mülakatı biri Hollandalı, diğeri Türk iki asistan eşliğinde ta kendisi yapıyormuş.

"Eveeeet" dedim, "Buraya kadarmış benim erasmus maceram. Size iyi yolculuklar."

Bu adam beni hayatta geçirmez bu mülakattan adım gibi eminim. O kadar nefret ediyorki benden :S

Sanırsam bunda bir dönem altından daha kıymetli kedilerinden birini besleyip diğer dönem geri vermiş olmamın payı da vardı biraz.

Hayır çünkü bana beslediği kinin sebebini eski sevgilimle olan kanka muhabbetinden ve kedisini alıp geri vermemden başka açıklayacak olay yoktu.

***************************************************************************

Bilin bakalım benden önceki son arkadaş mülakata girip çıktıktan sonra sıra bana geldiğinde ne oldu?

Öyle kutsal öyle tatlı öyle şanslı öyle ballı bi yavruyumki ben... ayağa kalkıp odaya doğru attığım bir adımla hocanın dışarı çıkıp koşarak uzaklaşması bir oldu.

"Kih kih kih, keh keh keh, heh heh heh, hoh hoh hoh..." her şekil gülmüşümdür herhalde o an içimden.

Telefon gelmiş paşama. Çok üzüldüm.

Mülakatımı tatlı dilli Hollandalı bayan ve diğer hocamla yaparken işi garantilemiş olmanın huzuruyla yerime iyice yayılmıştım.

Öyle ki "Neden Polonya?" diye sorduklarında, pişkin pişkin "Seviyorum işte Polonyalıları." tarzı saçma bir cevap verip olayı noktaladım.

Halbuki alakam olmaz. Hatta pek hazzetmem de Polonyalılardan. Bugüne dek pek bir haşırneşirliğim olmamış olsa da seveceğimi  de tahmin etmiyorum.

Bi kere çok beyazlar...ayrıca çok sarılar...ayrıca çok pembeler, çok turuncular falan.

Neyse yani öyleler.

*********************************************************************

Bana garezik obsesyon sahibi arıza hocam kapıdan girerken, ben diğerlerine teşekkür edip odadan çıkıyordum.

Birbirimize teğet geçiştik. O günden sonra da bir daha yüzünü görmedim...

...desem yalan olur.

Gördüm hatta bayağı laf koydum.

Ben böyle manyak böyle psikopat görmedim arkadaş.

Hangi hoca öğrencisinin arkasından dedikodu yapar!!??

Hayır tanıyan bilir, akıllı uslu edepli hanım hanımcık bi kızım.

Ama edepsizlik edene de edersin işte...edersin! O kadar.




Biri Ortalama mı dedi??

 "Hadi Cleo, Erasmus'a gidelim!" dedi Jasmin derse girmeden önce suratındaki son derece hevesli ifadeyle.


"Hadi len!" dedim, "Ne Erasmusu, bi dünya F'im var! Bu ortalamayla beni değil bi Avrupa ülkesine, Somali'ye bile almazlar!"


Tamam biraz dramatize ettim o an belki durumumu. Bi dünya diye abarttığım F'lerim yalnızca iki taneydi. Ama burslu okumanın ağır psikolojisi altında ezilirken o bile fazla geliyordu.
Ayrıca hala Erasmus için en az 2.50 ortalama gerektiğini sanıyordum ve benimki yalnızca 2.11'di...o da sağolsun beni bıkıp usanmadan ders çalıştırmaya çalışan eski sevgilim sayesinde. (Kendisi Yeditepe'nin gözbebeğiydi mübarek! O yüzden tez zamanda kurban ettik...keh keh) Neyse çok fazla maziyi anıp, daşak geçmeye gerek yok...her ne kadar canını acıttıysak da saygımız sonsuz kendisine.


Benim popomda pireler uçuşurken meğer ortalamayı 2.00'ye çekmiş bu şerefsizler.Hiç de çaktırmıyolar helal! Biz de hala Erasmus'a inekler gider sanıyoruz. Ne enayiyiz.


Şu an ortalamam 1.95 ...ama çatır çatır da gidiyorum işte.


Meğer önemli olan başvurduğun dönemki ortalamanmış.


2.11'le bahar döneminde, bir sonraki güz dönemi için başvurdum.


Takip eden güz döneminde 1.99'a düşürdüm.


Ardından gelen bahar döneminde 1.95'e düşürdüm.


Ve işte başvurusunu yaptığımız güz dönemi gelip çattı.


Hayırlı olsun efendim.


Bu da her dönem ders seçiminde çıkardığı binbir türlü zorlukla beynimi ambale eden, özetle bu notlarla senden bi zikim olmaz demeye getiren danışmanıma kapak olsun!


Ben bu notlarla bi dönem de olsa Kayışdağı'ndan firar ediyorum. Sense eşek şansımla alternatif hocalardan alıp patır kütür geçtiğim derslerinle çocukların zavallı ruhlarını sömürmeye devam et!


=Cleo=